Türk Dünyası Parlamenterler DerneÄŸi tarafından düzenlenen \"Türk Dünyası ve Türk Dış Politikası\" Çalıştayında Türk Hareketi BaÅŸkanı Sayın Atila ÅžimÅŸek\'in yaptığı konuÅŸma. (13 Mayıs 2017 GrenPark Oteli-Ankara)
TÜRK’ÜN BAYRAÄžINI,
TÜRKLÜK BAYRAÄžINI,
MAVİ GÖKLERDE DALGALANDIRAN,
HANIMEFENDİLER, BEYEFENDİLER…
SİZLERİ SAYGI VE SEVGİYLE SELAMLIYORUM.
Öncelikle bu güzel ve verimli çalıştayı bize hazırlayan TÜRK DÜNYASI PARLAMENTERLER DERNEĞİ Genel BaÅŸkanı Sayın Nail Çelebi baÅŸta olmak üzere emeÄŸi geçen herkese teÅŸekkürlerimi sunuyorum.
Değerli dostlarım,
Türk Dünyası Batı’da Macaristan’dan doÄŸuda Büyük Okyanusa, Kuzey’de Kuzey Buz Denizinden güneyde Hint Okyanusuna kadar uzanan geniÅŸ bir bölgeden oluÅŸmaktadır.
Günümüzde 7 adet Bağımsız Türk Cumhuriyeti, 13 adet Özerk/Federe Türk Cumhuriyeti, 4 adet Özerk Türk Bölgesi ile Avrupa, İdil-Ural, Sibirya, Orta DoÄŸu, Afrika, Güney ve GüneydoÄŸu Asya ve Amerika kıtasında yaÅŸayan 70’den fazla Türk TopluluÄŸundan meydana gelmiÅŸtir.
TÜRK Dünyası bu görünüÅŸü ile 400 milyondan fazla bir nüfusa sahip olduÄŸu deÄŸerlendirilmektedir..
TÜRKLER; Tarihte DÜNYA HÂKİMİYET İDEOLOJİSİNE sahip olan 2-3 milletten birisidir.
1990 yılına kadar Atatürk’ün sözlerine raÄŸmen Türk Dünyası ile ilgilenmeyen Türkiye,
( ATATÜRK VE TÜRK DÜNYASI.
‘‘Bugün Sovyetler BirliÄŸi dostumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluÄŸa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuÄŸu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaÅŸabilir. İste o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeÅŸlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek deÄŸildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri saÄŸlam tutarak. Dil bir köprüdür... İnanç bir köprüdür... Tarih bir köprüdür... Köklerimize inmeli ve olayların böldüÄŸü tarihimiz içinde bütünleÅŸmeliyiz. Onların bize yaklaÅŸmasını beklememeliyiz. Bizim onlara yaklaÅŸmamız gerekir.”
29 Ekim 1933, Çankaya KöÅŸkü)
1990’lı yıllarda SSCB’nin parçalanmasında sonra ortaya çıkan Türk Devlet ve Topluluklarının bütün dünyanın ilgi odağını oluÅŸtururken, Türkiye bu geliÅŸmeyi görmemezlikten gelmiÅŸtir.
Ancak, bir Azerbaycan heyetinin Ankara’yı ziyaretlerinde Alpaslan TürkeÅŸ’e Türk Kurultaylarının yapılması gerekliliÄŸinden bahsedince, Merhum TürkeÅŸ’in çabaları ile Türk Dünyası Türkiye’nin ilgi alanına girmeye baÅŸlamıştır.
Özellikle, Türk ülkelerinin birliÄŸine adım atmak üzere baÅŸlatılmış olan TÜRK KURULTAYLARI ile de dünyanın dikkatini çekmeye baÅŸlamıştır.
Hepimizin bildiÄŸi gibi birçok DÜNYA HÂKİMİYET teorisi bulunmaktadır.
1900-1990 Yılları arasında Dünya Hâkimiyet Teorileri,
-Kara Hâkimiyet Teorisi,
-Pan Bölgeleri Modeli Teorisi
-Kenar KuÅŸak Hâkimiyet Teorisi,
-Hava Hâkimiyet Teorisi,
-Deniz Hâkimiyet Teorisi olarak bilinmekteydi.
SSCB’nin dağılmasından sonra da (1990 yılından sonra)
- KuÅŸatma Teorisi,
-Yeni Domino Taşları Teorisi,
-Tarihin Sonu Teorisi,
-Medeniyetler Çatışması Teorisi,
-Medeniyetlerin BütünleÅŸmesi Teorisi,
-Büyük Satranç Tahtası Teorisi
-Eksen Ülkeler Hâkimiyet Teorisi,
-Entrika Çemberi Teorisi,
-İşleyen Merkez ve Boşluk Teorisi,
-Uzay Hâkimiyet Teorisi,
Avrasyacılık Teorisi,
-Orta (Ara) Bölge Teorisi, gibi birçok teoriler ortaya atılmıştır.
Bu teorilerden çoÄŸunun ortak temel taÅŸları Türkiye ve Türk Vatanlarının yer aldığı coÄŸrafyadır.
ABD’nin eski baÅŸkanlarından Bill Clinton,
“Her sabah uyandığımda dünya haritasına bakıyorum. Her geçen gün Türkiye ve Türk Dünyasının jeopolitik öneminin artığını görüyorum” diyor.
1880 yılında yayınlanan Bartlett Raporunda;
“Misyonerlik faaliyetleri açısından Türkiye Asya’nın anahtarıdır.” Yazıyor.
Entrika Çemberi Teorisinin yaratıcısı Texe Marss ;
“Åžu anda dünyayı 10 kadar kiÅŸi yönetiyor. Onların altında yüz binlerce mürit veya hizmetkâr bulunuyor.
Türkiye. 65 milyonluk nüfusu ile gezegenimizdeki diÄŸer 175 ülkeden çok farklı bir konuma sahip. OrtadoÄŸu, Avrupa ve Afrika’yı birbirine baÄŸlayan güçlü bir köprüdür.
Ankara ya da İstanbul’da yaÅŸananlar, kesinlikle sonraki yıllarda Afrika’daki Nijerya’dan Avrupa’daki Almanya’ya, oradan Amerika BirleÅŸik Devletleri’ne kadar birçok bölgedeki geliÅŸmeleri etkiler. Türkiye’yi, kendileri için bir dayanak noktası ya da dünya hâkimiyetlerine giden yolda bir anahtar olarak görmeleri, ÅŸaşırtıcı olmamalıdır.
Bugün Türkiye, ekonomik, askeri ve kültürel gücü ile dikkate alınması gereken bir ülkedir.
Türkiye’nin coÄŸrafyası, insanları, dini ve potansiyeli, her zaman patlamaya hazır bir bomba görünümü veren çalkantılı OrtadoÄŸu’nun coÄŸrafyasında Türkiyesiz bir istikrar ve güvenliÄŸin mümkün olmadığı görüÅŸünü pekiÅŸtirir.” Demektedir.
İşleyen Merkez ve BoÅŸluk Teorisinin sahibi Barnett ise, Türkiye’ye ÅŸöyle bakıyor.
Türkiye\'yi, küreselleÅŸmenin Entegre Olmamış BoÅŸluÄŸu tanımının ya da küresel ekonomiyle en az baÄŸlantılı ve bu yüzden de kitlesel ÅŸiddet ve çatışma riskine en açık ülkeler grubu içine dâhil ettim. Bunun üç nedeni var.
CoÄŸrafidir. Türkiye tam anlamıyla Avrupa, OrtadoÄŸu ve Kafkaslar arasında bir köprüdür.
Türkiye\'nin uzun bir süredir NATO askeri birliÄŸinin bir parçası olmasına raÄŸmen, AB’ye üye olarak alınmamasıdır.
Tekrarlamakta fayda görüyorum.
GörüldüÄŸü gibi hemen hemen bütün dünya hâkimiyet teorilerinin kilit noktası Türkiye’dir.
Türkiye 1992 yılından sonra biraz olsun uyanmaya baÅŸlamıştır.
1990 yılında SSCB dağılmış, bunun sonucunda ortaya çıkan Türk Devlet ve Toplulukları ile iletiÅŸim kurmak ve bir araya getirmek için de hummalı bir faaliyet baÅŸlamıştı.
Bu faaliyetlerin başında MHP Genel baÅŸkanı merhum Alpaslan TürkeÅŸ’in önderliÄŸinde baÅŸlatılan “Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, KardeÅŸlik ve İşbirliÄŸi Kurultayları” idi.
Türk Dünyası, Antalya’da, İzmir’de, İstanbul’da, Ankara’da ve Samsun’da toplanırken, dünya endiÅŸeli gözlerle izliyordu.
İşte bu sırada, yanılmıyorsam 1994 yılında Marmara Üniversitesi Atatürk EÄŸitim Fakültesi akademisyenlerinden Prof. Dr. Ramazan Özey, yukarıda bahsettiÄŸim Dünya Hâkimiyet Teorilerinin birçoÄŸunun pabucunu dama atacak bir teori ile ortaya çıkıyordu.
Bu teori “MERKEZİ TÜRK HÂKİMİYET TEORİSİ.”idi.
Bu teoriye göre;
“Dünya’nın Kalesi Anadolu’dur.
Dünya Kalesi\'ni (Anadolu\'yu) elinde bulunduran bir millet, İç Çembere (Balkanlar, kafkasya ve OrtadoÄŸu) hükmeder. İç Çembere hükmeden bir millet ise, Dış Çembere yani Dünyayı kontrol eder.
Ve Ramazan Hocam devam ediyordu;
Anadolu yarımadası, tüm coÄŸrafi özellikleri bakımından dünyanın kalbidir ve merkezidir.
Doğal, Beşeri, Tarihi, Siyasi ve Ekonomik Coğrafya bunu doğrulamaktadır
Türkiye, uzaydan bakıldığında, Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarının tam kesiÅŸme noktasında yer alır.
Bu nedenle, Tarih boyunca medeniyetlerin buluşma noktası olmuştur.
Anadolu, medeniyetlerin beÅŸiÄŸidir.”
Bütün bu teoriler ışığı altında çalışmalarına Türk Devletleri ile koordineli olarak devam eden TÜDEV, Türkiye ve diÄŸer Türk Devletlerine izlemesi gerekli yolu, kurduÄŸu
-Toplum Yönetimi ve Hukuk,
-EÄŸitim-ÖÄŸretim,
-Kültür,
-Bilim ve Teknoloji
-İktisadi, Ticari ve Mali ilişkiler,
-Gençlik,
-Uluslar arası İliÅŸkiler ve İletiÅŸim komisyonlarında görüÅŸerek ve tartışarak tespit ettiÄŸi hususları Türk Ülkelerine bir rehber olarak iletti.
Bütün bu faaliyetler sonucunda, Türk Dünyası ile ilgili Sivil Toplum Örgütleri, TİKA, Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları BaÅŸkanlığı gibi kurumlar faaliyete geçirilerek Türk Dünyası ile ilgili çalışmalara devam edildi.
Ortak alfabe, ortak tarih gibi projelere başlandı.
Burada söylemek istediÄŸim tek nokta ÅŸu,
BU çalışmalar, bu hâkimiyet Teorileri ve Ramazan Hocanın Merkezi Türk Hâkimiyet Teorisini çaÄŸrıştırdığı için engellemelere uÄŸratıldı. Bazen de oy ve menfaat uÄŸruna harcandı.
Aslında ülkeler, geliÅŸen dünya konjoktöründe, yakınlıklarına, dini birlikteliklerine, çıkar menfaatlerine göre uygun kuruluÅŸları faaliyete geçiriyorlardı. Bunlardan en önemlisi ve bizi yıllarca kapısında süründürdüÄŸü ve süründürmeye devam ettiÄŸi Avrupa BirliÄŸi idi.
Peki, bizim; TÜRK MİLLİYETÇİLERİNİN tezi olan ve aynı Avrupa BirliÄŸi gibi TÜRK BİRLİĞİNİ kurmak hakkımız deÄŸil miydi?
Biz Türkler birleÅŸirsek bulunduÄŸumuz jeopolitik ve jeostratejik konumumuzdan dolayı güçlenir ve dünyayı kontrol ederdik.
Korkulan buydu.
Biz bir bayrak altında, sınırlarımızı birleştirelim demiyoruz.
Biz her ülke kendi bayrağı altında ve kendi sınırları içerisinde bu birliÄŸe katılsın diyoruz.
BaÅŸlangıçta Bağımsız Türk Cumhuriyetleri ile birlikte kuracağımız TÜRK BİRLİĞİ, daha sonraları baÅŸka milletlerin idaresi altında yaÅŸayan Özerk/ federe devletlerin bağımsızlıklarının kazanmasına yardımcı olmaz mı?
Özerk Türk bölgeler ve Türk Toplulukları esaretten kurtulmaz mı?
Peki, ne yapmalıyız?
Bize göre, yukarıda açıklamaya çalıştığım gibi TÜRK BİRLİĞİ kurma yolunda çaba harcamalıyız.
Kısaca
-Türk BirliÄŸinin kurulması için bütün Türk Halklarını bilinçlendirilmeliyiz.
Türk BirliÄŸini tesis etme çalışmalarında,
- Öncelikle Ortak bir Türk BirliÄŸi Parlamentosu kurulmalı.
- Türk Cumhuriyetleri arasında Ekonomik entegrasyon oluÅŸturulmalı,
- Türk Tahkim Kurulu oluÅŸturmalı,
- Türk Hukuk Enstitüleri oluÅŸturulmalı,
-Türk Kalkınma Bankası Kurulmalı,
- Türk Cumhuriyetleri ve Topluluklarının yaÅŸadığı yerlerde TÜRK KÜLTÜR MERKEZLERİ açılmalı,
- Türk Dünyası Standartlar Enstitüsü kurulmalı,
- Türk Dünyası Ticaret Odası faaliyete geçirilmeli,
-Türk Dünyası Üniversiteler Kurulu oluÅŸturulmalı,
-Türk Dünyası Bilim ve Kültür Akademisi kurulmalı,
Bunun gibi birçok konular dile getirilebilir.
Sonuç olarak;
Gelecekten haber vermek, kâhinlerin iÅŸidir. Ancak siyasi coÄŸrafya, jeopolitik ve jeostratejik açıdan bazı tahminlerde bulunmak sanırız kâhin iÅŸi deÄŸildir.
Benim bilgilerime göre, Türk’ün yaÅŸadığı coÄŸrafya, hep dünya hâkimiyetini elinde bulundurmuÅŸ coÄŸrafyadır.
Türk BirliÄŸi kurulur ise bu birlik Gelecekte de dünya’yı kontrol etme kabiliyetine sahip olacaktır.
Bu nedenle Türkiye ve Türk Dünyası üzerinde oynanan oyunlar, dünyanın hiçbir coÄŸrafyasında uygulanmamaktadır. Bu coÄŸrafyada yaÅŸamak oldukça zordur. Ancak eÄŸer üzerinde yaÅŸanıyorsa, yaÅŸayanlar güçlü olmak zorundadır. Bu gücün yolu da Türk BirliÄŸinden geçer.
Bu coÄŸrafyanın saÄŸladığı avantajlar ile Türk BirliÄŸinin saÄŸladığı güç, 21. Yüzyılda tam olmasa bile, 22.yüzyılda dünya hâkimiyeti bu coÄŸrafyaya geçireceÄŸine inanıyorum.
Bu inanç ile, Hepinizi saygı ile selamlıyorum.